15 Temmuz 2008 Salı

MODERNİZM
Öncelikle modern/modernite/modernleşme/modernizm ayrımını yapmak gerekir.Modern,bir sıfat olarak o döneme özgün nitelikleri anlatır.Modernite,tarihsel süreç içinde bir dönemi ifade eder.Modernleşme,dinamik bir süreci , o süreç içindeki aşamanın oluşumunu ifade eder.Modernizm ise söylemin ideolojik boyutuna işaret eder.Bu ayrımının ardından moderniteye geçişi belirleyen dört devrim olduğunu söyleyebiliriz.Bu devrimler Bilimsel,Siyasal,Kültürel ve Endüstriyeldir.Bilimsel Devrim daha öncede bahsedildiği gibi Newton ile başlamıştır.Newton,yerçekimi kanunu keşfederek iki dünya arasındaki kopuşu belirlemiştir.Bilimsel Devrim dört devrim arasında ana devrimdir.Bütün diğer devrimler onu takip ederek gerçekleşmiştir.İkinci olarak Siyasal Devrim’den bahsedilir.Siyasal Devrim’de kopuş modern demokrasinin önce İngiltere ve Amerika’da ardından da Fransa’da belirmesiyle gerçekleşmiştir.Bu devrimler ile gelen yenilik demokrasinin diğer yönetim biçimlerini ortadan kaldırarak tek ve meşru ,rasyonel devlet biçimi haline gelmesidir.Artık iktidarın kaynağı eskiden olduğu gibi Tanrı’dan değil halktan gelmektedir.Ve demokratik olan yönetim aynı zamanda akılcı/ussalda olmalıdır.Üçüncü olarak Kültürel Devrim gerçekleşmiştir.Kültürel Devrim’de evvela düşüncenin laikleşmesini ve her alanda tüm ölçütlerin rasyonelleşmesini öngörmekteydi.Din toplumun temelinde yer alamazdı.Son olarak da Endüstriyel/Sanayi Devrimi gerçekleşmiştir.Sanayi Devrimi ile basit aletlerden makinelere geçilmiştir.Modernleşmenin safhaları da sanayi devrimi’nin aşamalarında yaşanmıştır.Yukarıda bahsedilen Avrupa’daki teknolojik gelişim,ekonomik kalkınma gibi gelişmeler toplumları kurumsal ve kültürel değişim sürecine sokmuştur.Bu değişim süreci Avrupa ile sınırlı kalmayıp tüm dünyayı etkisi altına almış ve adına modernleşme denilmiştir.Modernite din,felsefe ,ahlak,hukuk,tarih,ekonomi,sanat,siyaset gibi alanların her birinin eleştrisi ile başlamıştır.Modernizm olarak adlandırılan Batı’ya ait modernlik ideolojisi kul ve Tanrı fikrinin yerine başka bir şey koymuştur.Tanrı/Din toplum hayatından çıkarılmıştır.Bilim ve bilgilenme Tanrısal bir süreç olmaktan çıkarılmış,akıl temelli insan özelliği olma konumuna gelmiştir.Öncelikli olarak seküler bir toplum düzeni oluşturulmaya çalışılmıştır.Durağan bir yapıdan dinamik bir yapıya geçişte aşılması gereken en önemli engeli din olarak görmüşlerdir.Dinin toplum hayatında çıkartılması ile modernizmin temel söylemi olan ilerleme hızla gerçekleşmeye başlamıştır.Ortaçağ’da topluma hakim,bilirkişi papazken artık onun yerini bilim adamı almıştır.Bilim adamı, papazlar gibi ön yargılara sahip değildir ve dogmatikliğe saplanmaz.İkinci olarak geleneksel tarımsal üretim ve küçük çaplı el sanatlarına dayalı yapıdan sanayileşmiş,kentleşmiş ,okur yazar oranının arttığı ,kitle iletişim ve ulaşım araçlarının geliştiği dinamik bir yapıya geçilmiştir.Modernizmin temel olgularından olan pozitivizmin ana varsayımı doğru bilginin gerçeği yansıttığı ve bu gerçeğinde evrensel geçerliliğinin olması gerektiğidir.Yani modernzimde bilginin kişiden kişiye ,toplumdan topluma ,kültürden kültüre değişmediğidir.Bilgi evrensel ve nesneldir.Böylelikle Modern felsefe Descartes ile başlayıp uzun uzadıya anlattığımız Aydınlanma Çağı’ndan geçerek Kant’a ve oradan da mantıkçı pozitivizme gelen düşünce zinciridir.Bir aydınlanma projesi olarak tanımlanan modernizm projesinde nesnel ve evrensel bilim düşüncesi buna bağlı olarak evrensel ahlak ve hukukun olabilirliği temel parametrelerdir.

2 yorum:

Baha Cinar dedi ki...

bütün sitelerde arayıpta bulamadığımı burada bulduğum için teşekkürlerimi iletmek istedin (modernite-modernleşme farkı )

aylin durmaz dedi ki...

Allah razı olsun Allah ne muradını varsa versin